Ares (Mars)

ARES (MARS)

ares

Zeus’un Hera ile olan birlikteliğinden olan Ares! Mitolojinin belkide baş kahramanlarından astrolojinin ise temel taşlarından bir Tanrı olarak sahneye çıktı! Onun hikayesi diğer Tanrılardan bambaşkaydı. Çünkü Ares Savaş Tanrısıydı.

İnsanoğlu yaratıldığı andan itibaren savaştan korktu. Savaş yıkım demekti, kaybediş, acı, ölüm demekti. Savaşı çıkaran ve yöneten Ares son derece gaddar, kin tutan bir Tanrı olarak Yunanlıların kalplerine korku saldı. Bu nedenle Ares’e diğer Tanrılara duydukları sevgiyi vermedi Yunanlılar.

Ama Romalılar Ares’i daha farklı bir gözle gördüler. Asla yenilmeyen, yıkılmayan bir Tanrıydı Mars. Neden ondan korkulunsun ki? Romalılara göre Ares; gözleri alan ışıltılı zırhı, soylu, asil, korkusuz görünümüyle önünde saygı ile eğilinmesi gereken bir Tanrıydı.

Batı Edebiyatı’nın ünlü ozanı Homeros, Ares’i anlatan eserlerinde, onun kan dökmekten zevk alan bir Tanrı olması yanında, ürkek, korkak bir karaktere de sahip olduğunu anlatır.

Yunan ve Roma Mitolojisi bu Tanrı hakkında taban tabana zıt düşünüyorlarmış!

Savaş Tanrısı Ares tek başına savaşa çıkmazmış, yanında onu destekleyen adamları ile haraket edermiş. Savaşta yara alırsa onun kulakları sağır eden çığlıklarına ve tozu dumana katarak gerisin geri savaş alanını terk etmesine şahit olurmuşsunuz. Savaş çıkaran bir Tanrı böylesine zayıf bir karaktere nasıl sahip olabilir? Ülkesini yapayalnız bırakıp kaçan bir kral veya gemiyi ilk terk eden kaptan gibi.

Oysa Romalılar adeta Savaş Tanrısı Ares’in ayaklarının dibinde ölmeye razıydılar.

Ares’in zikredilen askerlerinin isimleri de çok ilginç, Kız kardeşi KAVGA (ERİS) ve Eris’in Oğlu ÇEKİŞME onun savaşta destekçisiydiler. Ares ayrıca destek olarak Savaş Tanrıçası’nın has adamlarını da kullanır. Yılgı, Titreyiş ve Ürküntü onun arkasında yerlerini alarak taarruz meydanına hep birlikte çıkarlar. Hepsi el ele verip insanlar arasında savaşı körüklediklerinde adeta gökyüzüne yükselen acı çığlıkları yürekleri dağlar ve topraklar insanların kanları ile yıkanır.

Yunanlılar Ares’İn önünde eğilmek istemediler, onu diğer Tanrılardan üstün görmediler, dolayısıyla eserlerinde de çok da anmadılar. Onun diğer Tanrılar gibi özel bir karakteri olduğuna inanmadılar. Yunan Mitolojisine göre Ares’e tapan bir kavim olmadı. O gaddar, zulmeden, kötü insanların memleketi olan Thakia’nın ülkesinde yaşamaktaydı.

Ares hayvanlar âleminden kuşlardan kimi kendine yakın gördü acaba? Leşlerle beslenen, kan kokusuna gelen, kuşların en çirkini, en korkulanı ve asla görmek dahi istemediğimiz Akbaba onun tercihiydi. Ayrıca köpeği de onun hayvanlarından biri olarak betimleyenler vardı. İnsanın hayvanlar âleminden en yakın dostu, koruyucusu, asla sahibinin ayakları dibinden ayrılmayan köpek sizce Ares’in gerçek yüzü mü, yoksa bu Yunan ve Roma mitolojisindeki çelişkinin bir göstergesi mi?

Web sitesindeki tüm bilgi ve resimlerin her hakkı saklıdır, kopyalanamaz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.