Başak Tanrıçası Demeter

BAŞAK TANRIÇASI DEMETER’İN HİKAYESİ

pershophone

Mitolojide yer alan Başak Tanrıçası Demeter…

Neden bu kadar önemliydi halkın gözünde?

İşte Demeter’in hikayesi..

Tanrıça Demeter’in hayatının en önemli varlığı kızı Persephone’ydi. Persephone bir gün çiçek toplamaya gittiğinde Yeraltı Tanrısı Hades onu kaçırdı ve karanlıklar ülkesine götürdü. Persepnone yeraltına inerken öylesine bağırdı, o kadar çığlık attı ki sesi annesinin kulaklarına kadar ulaştı. Kızının başına gelenler Tanrıça Demeter’i derinden etkiledi ve anne yüreği ile adeta yeryüzünü karış karış arayarak kızını bulmaya çalıştı. Ancak kızı yer yarılıp içine girmişti ve onu bulmasının imkânı yoktu.

Bunun üzerine Tanrıça Demeter Tanrılar Ülkesi Olympos’tan ayrılarak yeryüzünde Eeusis’dekonaklamaya karar verdi. Ancak halkın arasında tanınmaması gerekiyordu. Kendini gizlemek amacıyla üstünü değiştirerek, yaşlı bir kadın görüntüsünde bir duvar dibinde mutsuz bir şekilde oturdu. İşte bu sırada oradan geçmekte olan dört kız kardeş onu gördü. Halktan olan bu insanlar Demeter’e çok acıdılar ve annelerinden izin alarak onun bir Tanrıça olduğundan habersiz, evlerine götürmeye karar verdiler.

Anne Metaneira kapıyı açtığında eşikte bir Tanrıçanın durduğunu bilmiyordu tabii! Ancak Demeter içeri adımını atarken birden odayı bir nur kapladı ki annenin içinde Demeter’e karşı bir saygı hissi uyandı. Ne de olsa evine bir Tanrıça girmişti. Ve Demeter Metaneira’nın kucağındaki bebeği büyütmek talebiyle bu evde yaşamaya başladı.

Tanrıça Demeter bebek ile çok ilgilendi, onu özel yiyeceklerle besledi. Bu bebek ölümsüz olmalı, sonsuza kadar genç kalmalıydı, isteği buydu. Bunu sağlamak için gece olduğunda Tanrıça Demeter küçük bebeği ateş kızılı göğsünde yatırıyordu, ta ki anne Metaneira’ya yakalanana kadar. Anne bu durumu görünce büyük bir olay çıkardı, bağırıp çağırarak ortalığı ayağı kaldırmaya başladı. Bunun üzerine Tanrıça Demeter çok sinirlendi, kucağındaki bebeği yere atarak birden Tanrıça görüntüsüne büründü ve bütün evi aniden büyük bir ışık hüzmesi kapladı. Karşılarında Tanrıça Demeter’in olduğunu söyledi onlara!

Ev halkı korkudan sinmiş, ne yapacağını bilemez haldeydi. Demeter onlara affedilmeleri için şehrin içinde kendisine bir tapınak yapmalarını istedi. Bebeğin babası halka Tanrıça’nın talebini bildirdi ve Demeter yeni tapınağına kızının üzüntüsünü içinde yaşamak için yerleşti.

İşte o yıl Demeter öylesine üzgün öylesine içine kapanıktı ki, toprak bir gram mahsul vermedi. Bütün halk açlıktan kırılıyordu, ancak Demeter onları hiç umursamadı. Onun için varsa yoksa kızı önemliydi. Durum böyle gitmeye devam edince araya Tanrıların Tanrısı Yüce Zeus girdi.  Zeus Demeter’e topraktan bereket yağdırması için Tanrılar gönderdi, ancak onun inadını kıramadı. Bunun üzerine Zeus çocuğu Hermes’i, Yer Altı Tanrısı Hades’e gönderdi ve Persephone’yi annesine geri göndermesi gerektiğini iletti.

Zeus’un emri kılıçtan keskindi ve Hades’in bile boynu Zeus’un karşısında öndeydi,  kararına uymak zorundaydı. Tahtının yanı başında oturan Persephone, annesini göreceği için sevinçten deliye döndü. Ancak Hades’in onu öylece bırakmaya hiç niyeti yoktu. Persephone’ye kendisine geri dönmesi için bir nar tanesi yedirdi. Hermes’in at arabası ile Persephone annesine kavuşmak için yola çıktı.

Anne ile kızın karşılaşması ve yaşadıkları sevinç görülmeye değerdi. Sanki dünyalar ikisinin oldu! El ele, göz göze başlarına gelenleri birbirlerine anlattılar. Tanrıça Demeter, Hades’in kızına nar tanesi yutturduğunu duyunca anladı ki kızı tekrar yeraltına geri dönecek. Buna zorunlu bırakmıştı onu Hades.

Bu arada Zeus Demeter’e bir Tanrı daha yolladı. Bu Tanrı Tanrıların en özeli, belki de en önemlisi ve en yaşlısıydı; Rhea… Rhea  Tanrılar Ülkesi Olympos’dan yeryüzüne indi ve Demeter’e şu dizelerle seslendi:

“Gel kızım, uzakları gören, gökleri gürleten Zeus seni istiyor çünkü,

Gel yine Tanrılar ülkesine, saygı göreceksin,

İsteklerin olacak acılarını dindirecek kızın,

Yıl bitip de acı kış sona erince.

Yılın üçte birinde karanlıklar ülkesi tutacak onu.

Üçte ikisinde senin yanında olacak, senin ve mutlu tanrıların.

Barış artık. Yalnız senin verebileceğin hayatı ver insanlara.

İşte Rheia’nın bu sözleri bereket Tanrısı Demeter’i kendisine getirdi. O anda tüm halka çektirdiklerinden, onlara yaşattıklarından derinden utandı ve yeryüzü Tanrıça’nın eliyle nimetlerini bol bol vermeye başladı.

Demeter bununla da kalmadı. Eleusis’de yaşayan halktan biri olan Triptolemos isimli bir genç vasıtasıyla ekinlerin nasıl ekileceği bilgisini halka iletti. Kendisi adına yapılan törenlerde neler istediğini de yine bu genç ile halka bildirdi.  İstediği ayin halkı mutlu edecek ve üzerlerindeki nimetini arttıracaktı.

“Kokulu Eleusis’in Tanrıçası,

Toprağın iyi armağanlarını veren,

Bana da bana da ver, ey Demeter.

Persephone, güzel kız,

Kızların en sevimlisi,

Sana sunuyorum bu şarkımı.

Tanrıça Demeter’in kalbindeki üzüntü hiç dinmedi. Çünkü dünyalar güzeli, sevgili kızı her yıl dört ay boyunca yerin altına giriyor, Hades’in yanında karanlıklar ülkesinde yaşamak zorunda kalıyordu.

O geri gelmeden toprak adeta tüm dünyaya küsüyor, ekin vermiyor, kurak ve bereketsiz oluyordu. Ne zaman ki Persephone yeryüzüne çıkıyor işte o zaman toprak adeta neşeleniyor, canlanıyor, içindeki bereketleri dışarı çıkarıyordu.

Sözün kısası; Halkın mutluluğu Demeter’in Persephoneye kavuşmasına ve onun adımlarının toprağa değmesine bağlıydı. İşte gökyüzünün ve yeryüzünün Tanrıları bu nedenle  bu kadar önemlilerdi halkın gözünde…

Web sitesindeki tüm bilgi ve resimlerin her hakkı saklıdır, kopyalanamaz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.